Akdeniz güvenli mi ?

Hakan Atis

(19 Nisan 2018)

Akdeniz’in doğusunda devam eden petrol ve doğalgaz sondajları birçok donanmanın sıcak sularda bayrak göstermesine neden oluyor. Bu durum bölgenin yatçılık, kruvaziyer turizm, balıkçılık ve ticari taşımacılık için güvenli olup olmadığı sorusunu da gündeme getiriyor.

Akdeniz, sadece amatör denizcilerin ve yatçılık sektörünün cazibe merkezi değildir. Dünya genelinde gemi taşımacılığının üçte biri o sularda gerçekleştirilir. Ayrıca kruvaziyer turizmde Karayipler / Bahamalar’dan sonra ikinci sırada yer alır. Ülkemiz açısından stratejik önemi de vazgeçilmezdir.  Bilindiği üzere şu günlerde ağırlıklı gücünü Amerikan Donanması’nın oluşturduğu askeri gemiler Akdeniz’in doğusunda gövde gösterisi yapıyor. Bir başka deyişle Türkiye, oldukça yoğun uluslararası askeri rekabetle karşı karşıya. Bunun nedeni Doğu Akdeniz’deki petrol ve doğalgaz sondajları. Exxon Mobil’in bölgeye sevk ettiği araştırma gemisine ABD donanması tarafından refakat edilmesi de tansiyonun giderek artacağını gösteriyor. Bölgede İngiliz, Fransız, Rus askeri gemilerinin olduğunu da not edelim.

Türkiye’nin haklılığı…  

Akdeniz’e kıyısı olan ülkeler arasında askeri deniz gücüyle üst sıralarda yer alan Türkiye, KKTC açıklarındaki uluslararası sularda emrivakilere karşı duracağını, bölgede donanmasıyla ve sondaj gemisiyle bayrak göstereceğini ilan etmiş bulunuyor. Haksız olduğumuz da iddia edilemez.  Bu konuyu hassasiyet katsayısının yüksekliği nedeniyle uzman bir kişiye sordum. Çünkü mevcut  durumun  denizcileri nasıl etkileyeceği merak konusu. ABD Donanması’nın Akdeniz’e girişinin yeni olmadığına dikkat çeken Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, Suriye’ye yönelik ticari deniz trafiğinin son derece az olduğuna dikkat çekiyor. Bir başka deyişle bu durum askeri açıdan saha hakimiyeti kurulmasını kolaylaştırıyor. Zira o sularda sivil trafik yok denecek kadar az. Bu nedenle amatör denizcilerin Suriye karasularına yaklaşmadan olabildiğince açıktan rota izlenmesi tavsiye ediliyor. Ayrıca Doğu Akdeniz’deki NAVTEX, NOTMAR ve NOTAM’ların dikkatle izlenip silahlı eğitim alanı veya tehlikeli bölge kabul edilen sahalardan uzak durulması gerekiyor.

Risk faktörüne dikkat…

Hayatı denizlerde geçen Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz’e bölgedeki askeri yoğunluğun Akdeniz çanağını nasıl etkileyeceğini de sordum. Suriye ve Kıbrıs arasındaki bölgede askeri gemi faaliyetlerinin yoğunlaştığına dikkat çeken deneyimli isim, henüz karşılıklı çatışmanın söz konusu olmadığı görüşünde. Tarihten örnek vermek gerekirse 1973 Yom Kippur Savaşı’nda o sahada 70 dolayında askeri gemi bulunmasına karşın çatışma yaşanmamıştı. Kişisel olarak aynı durumun egemen olmasını ve kimsenin burnunun kanamamasını diliyorum. Ancak ateşle barut yan yana geldiğinde ne olacağı kestirilemez.

Füze ihtimali…

Nitekim olası ‘’Tomahawk’’ saldırıları sırasında denizaltılardan atılan füzelerin yakınlarında bulunabilecek teknelere zarar verme riski her zaman mevcut. Bu nedenle sivil trafik sayılan yatların, balıkçıların, yolcu gemilerinin ve ticari yüke sahip deniz taşıtlarının NOTMAR’da yayınlanan askeri sahalardan kesinlikle uzak durması gerekiyor. Ayrıca AIS cihazından trafik akışının en yoğun olduğu rotalar belirlenip o istikamette dümen tutulmasında yarar var. Normal koşullar altında hiçbir kaptan bu uyarılara kayıtsız kalmaz. Lakin bölgede olağanüstü koşulların ve yüksek stresin egemen olduğunu da unutmamak lazım. O nedenle azami derecede dikkatli olunması gerekiyor.  

Sivil trafik için…

Amatör denizcilerin Akdeniz’in özellikle doğusundaki sularda NAVTEX’leri sık aralıklarla takip etmeleri gerekiyor. Ayrıca telsizlerinin 16. kanalından gelebilecek ikazlara karşı uyanık olmaları lazım. Unutmamak gerekir ki denizde ihmalin bedeli sanıldığından ağır olur. Konuyu açalım… Nedir bu NAVTEX ?  Denizlerdeki anlık tehlikelerin veya planlı faaliyet olmasına karşın tehlike içerebilecek askeri durumların ilanıdır.  Örneğin savaş gemilerinden yapılacak silah atışlarından önce ‘’özellikle tatbikatlarda’’ NOTMAR ve NAVTEX ile yayınlanan uyarı mesajlarına ilave olarak söz konusu savaş gemisi tarafından 16. kanaldan ikaz duyurusu da yapılır. Bu bazen kıyı istasyonları tarafından da yerine getirilebilir.

Telsizin önemi…

Özetlemem gerekirse Akdeniz’de ‘’ufuk hatları içinde’’ savaş gemisi gören bütün denizciler her nerede olurlarsa olsunlar telsizlerinin 16. kanalını dikkatle dinlemelidir. Şayet donanmalar, dolayısıyla da devletler savaş durumuna geçmiş ise tehlikeli bölge veya muharebe bölgeleri ilan edileceğinden o sahalara giriş ve çıkış hem denizciler hem de tarafsız ülkeler için ciddi riskler doğurabilir. Akdeniz’in doğusunda 2006 yılında İsrail-Lübnan Krizi’nde bu tür yasak alanlar Lübnan açıklarını kapsayacak biçimde ilan edilmişti.  Denizcilere bir bilgi notum daha olacak. Yakınlarında alçaktan uçan savaş uçağı veya askeri helikopter görmeleri halinde  kulakları yine telsizlerinin 16. kanalında olsun. Akdeniz’de suların giderek ısınması bölgenin uzun süre Ankara’nın gündeminde kalacağını gösteriyor. Bugün için ciddi bir askeri tehlike yok gibi gözükse bile zamanın neler getireceği belli olmaz. Dikkati elden bırakmamakta yarar var.

Kıyılarımızın güvenliği…

Son bir not paylaşmak istiyorum. Bilinmesinde yarar var. Türkiye’de Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından 2009 yılında  ‘’Gemilerin Uzak Mesafeden Tanımlanması ve İzlenmesi (LRIT) Sistemi’’ kuruldu. Böylece limanlarımıza gelen tüm gemilerin 1000 deniz mili mesafeden, Türk Bayraklı gemilerin ise dünyanın neresinde olursa olsun takibi sağlandı. 2007 yılında da denizlerimizi kapsayan ‘’Ulusal Otomatik Tanımlama Sistemi / OTS-AIS-Auotomatic Identification System ‘’ hayata geçirilerek kıyılarımızda seyir emniyeti ve deniz güvenliği artırıldı. Hali hazırda denizlerimizde elde edilen tüm bilgiler Ankara’daki OTS Merkezi’ne iletiliyor. Böylece Türk Arama Kurtarma Sahası içerisinde seyir yapan gemiler anlık olarak izlenebiliyor. Türkiye ,  Kuzey ve Güney Deniz Saha Komutanlıkları ile Sahil Güvenlik Bölge Komutanlıkları vasıtasıyla karasularımızda güvenliğini 24 saat sağlıyor.

Başbakan’dan uyarı…

Başbakan Binali Yıldırım’da geçtiğimiz günlerde KKTC’li yetkilileri kabulünde emrivakilere karşı olduklarını belirterek ‘’ Kıbrıs adasının etrafındaki her türlü doğal zenginlikler, hidrokarbon kaynakları gerek Kuzey’de gerekse Güney’de yaşayan halkın ortak varlığıdır. Dolayısıyla buralarda tek taraflı girişilen faaliyetler bizim tarafımızdan asla hoş karşılanmaz. Oldu bitti ile yapılacak kışkırtıcı faaliyetler karşılığını uygun şekilde görecektir” dedi. Bunu da önemli bir not olarak paylaşayım. Yazımı burada noktalıyorum. Doğu Akdeniz’deki sondaj çalışmaları uluslararası camianın gündemindeki yerini korumaya devam edecek.  Bu nedenle konuya gelecek yazılarımda tekrar değinmem kaçınılmaz. Tüm denizcilerin pruvası neta, rüzgar kolayına olsun. Son söz… Türkiye, büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün vasiyeti olan denizci bir ülke olmak mecburiyetindedir. Bunun yolu da güçlü donanmadan geçer. Ülkemizin savunma sektöründe son otuz yıldır attığı bilinçli adımlar bu nedenle hepimize mutluluk veriyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: