Marin motor sertifikasyonu ve Urla’daki yelken yarışları…

Merhaba. Bu hafta başlıkta belirttiğim iki konuya değineceğim. Tüm denizcilerin pruvası neta, rüzgar kolayına olsun.

Değerli okurlar, Türkiye’de amatör denizcilik nasıl gelişir? Bunun birden çok yanıtı var. Doğal olarak farklı yaklaşımlar söz konusu. Gelecek yazılarda bu görüşlere yer vereceğim lakin bugün bir başka konunun altını çizmek istiyorum. Ülkemizde bir milyon kişiye ADB ‘Amatör Denizci Belgesi’ ve ‘KMT ‘Kısa Mesafe Telsiz Operatörü’ belgesi verilmesine yönelik ciddi bir çalışma var. Bu sürecin eleştirdiğim tek yönü uygulama boyutu dikkate alınmadan sürdürülüyor olması. Oysa deniz pratiği son derece önemli ve gereklidir. Tanrı esirgesin acil bir durumda karada aracınızı en kötü ihtimalle sağa çeker inersiniz lakin denizde böyle bir olanağınız veya şansınız yoktur.

Bu nedenle maviliklerde yaşanabilecek acil durumlara karşı hazırlıklı veya bir başka deyişle eğitimli olmanız gerekir. Son yıllarda özellikle ‘keyifçi’ olarak adlandırılan ve ortalama 3.5 ile 7-7.5 metre arasındaki  tekneleri kullananların ‘elbette istisnalar hariç’ güvenli seyir kurallarına gerektiği kadar özen göstermediğini biliyoruz. Çoğul ifade kullanıyorum çünkü bu sadece bana ait bir değerlendirme değil. Mersin’den Artvin’e kadar değişik şehirlerde yaşayan pek çok denizciden duyduğum bir görüş.

Hal böyle olunca ADB sahiplerinin sayısını artırmamız istatistiki veri olarak son derece güzel. Lakin, sürecin ehil olma boyutuna bakarsak orada durmak ve düşünmek gerekiyor. Yani, hayatın içinde her konuda yeterli olmak sayısal verilerden çok daha önemlidir.  Dilerim gelecek yıllarda deniz üzerinde edinilecek pratik, teorik derslere oranla öne çıkar, esas alınır ve belirleyici olur.

Bu soruna çözüm bulunacak mı?

Bu girişten sonra gelelim ilk konumuza… Sözü uzatmadan ifade edeyim, Türkiye’de marin motor içten takma pazarında ki sertifikasyon sorunları halen devam ediyor. Oysa bu sektör istihdam yaratmaya yönelik taşıdığı pozitif potansiyel ve amatör denizcilerimizin içten takma ( tekne havuzluğuna monte edilen ) motor ihtiyaçlarına doğrudan cevap vermesi, talebi karşılaması bakımından son derece önemli. Peki, ne yapmak gerekiyor ? Rahmetli Süleyman Demirel’i seçim gezilerinde izlerken şu sözünü sıkça duyardım. Bir bilene sormak lazım…

Ben de oradan hareketle bu konuyu Türkiye’de en iyi bilen kişilerden biri olan,  Tekirdağ’da denizcilik sektöründe faaliyet gösteren BYS Marine A.Ş’nin Genel Müdürü Hakan Gülbay ile görüştüm. Sertifikasyon sorununun tekne sahibi olmak isteyenler açısından son derece önemli olduğunu belirten Gülbay, http://www.cnnturk.com okurları için görüşlerini şöyle ifade ediyor:

‘’Türkiye’de içten takma motor maliyetlerinin yüksek olmasından ötürü tekne üreticileri ve amatör denizciler önemli bir sorunla karşı karşıya bulunuyor. Bu hem ülke ekonomisi açısından hem de denizciliğin gelişmesinin önünde engel teşkil etmesi bakımından kanayan bir yaradır. Ülkemizde içten takma motorlar için istenen emisyon belgelerinin AB normlarına uygun olması talep edilmektedir. Bu bağlamda ülkemizde motorlara aplikasyon yaparak marin hale getiren ve çok başarılı işlere imza atan bir sektöre sahip olmamıza rağmen bir türlü hedeflenen atılımı yapamıyoruz. Bu nedenle de marin motor piyasası yabancı markalar tarafından domine ediliyor.

Hali hazırda Türk Traktör ve Tümosan tarafından üretilen, performans açısından da son derece başarılı motorlara sahibiz aslında. Ancak bunların güç oranları amatör denizci teknelerinde ihtiyaç duyulan hp’lere göre çok yukarıda kaldığından o kitleye maalesef hitap edemiyor. Emisyonla ilgili konu sektörün talep ve beklentileri dikkate alınarak yetkililer tarafından ivedilikle çözülürse ülke ekonomisi için çok kıymetli bir adım atılmış olacaktır.’’ Bu konu son derece detaylı aslına. Birden çok yazıyı hak ediyor. Sektörün görüşlerine köşem her zaman açık. 

Dipnotum şu… Türk Loyd’u başarılı işlere imza  atan saygın bir kurum. Bu konuya da el atmaları halinde Türkiye’de önemli fırsatların doğabileceğine inanıyorum. Görüşlerine köşem her zaman açık. Bakalım değerlendirmeleri ne yönde olacak ? Merakla bekliyorum…

İzmir’i renklendiren yarış…

Özellikle 1950-1965 arasında birbirinden çekişmeli yelken yarışlarına sahne olan İzmir, geçtiğimiz hafta Urla’dan esen rüzgarla yeniden şenlendi ve renklendi. Yeni kurulan Balspor (Bornova Anadolu Lisesi Spor Kulübü) Yelken Şubesi için Urla Yat Kulübü organizasyonuyla düzenlenen yarışa 24 tekne katıldı. Urla’da yelken denilince akla gelen ilk isimlerden olan Dr. Mehmet Nardalı, eksik olmasın bir takım bilgiler derledi. Örneğin, yarışan tekneler arasında rüzgar sörfünde yeni bir sınıf olan IFoil yelkenleri de vardı. Milli sporcularımız Toprak Nardalı ve Luis Göktepe, bu sınıfta hayli yüksek bir performans ortaya koydu. Ege Bölgesi’ndeki yarışlara objektifiyle renk katan sevgili Seden Erdi’de tüm etapları harika karelerle hafızalara nakşetti. Emeğine sağlık…

Bu etkinlik Urla Yat Kulübü Komodoru ve BAL (Bornova Anadolu Lisesi) mezunu olan Mehmet Nardalı başta olmak üzere yarış komitesi başkanı Ergün Nalbantoğlu, Urla Belediyesi ve İzmir’in çalışkan arıları BAL Mezunlar Derneği’nin çabasıyla hayata geçti. A’dan Z’ye hepsini kutluyorum. Lakin, Türkiye Yelken Federasyonu Başkanı Özlem Akdurak ile BAL Spor Başkanı Mehmet Müftüoğlu ve Yelken Şubesi Başkanı Yiğit Aykurt’ta teşekkürü ve alkışı hak ediyor. MHK (Merkez hakem Kurulu ) Başkanı Hakan Kütük ve çok sayıdaki BAL mezununun da katkısını kayda geçirmem gerek.

Özetle, BALSPOR yelken branşında güzel bir etkinliğe vesile oldu. Tebrik ederim. Gelelim sonuçlara… IRC 1. Grup birincisi Murat Tan (Bear), IRC 2. Grup birincisi Ergün Nalbantoğlu (Mercer-Blue Miles), IRC 3. Grup birincisi ise Mehmet Nardalı (Kairos-Balspor) oldu. Mavi yürekli dostların her birini kutluyorum. Gelelim destek sınıflarına. Orada da birinci grupta All For Knot, ikinci grupta Boho ile Hakan Ersin, üçüncü de ise Pars 1 ile Görkem Tüfekçioğlu birinciliği elde etti. Katılan ve izleyen tüm denizcilerin pruvası neta, rüzgar her daim kolayına olsun.

Tatilde yeni akım…

Bu kavram yükselişte olan bir talep dalgası halinde özellikle Kovit-19 salgınıyla birlikte daha da öne çıktı. Yaz boyunca birçok dostumun tekne tatiliyle ilgili arayışlarına memnuniyet duyarak yardımcı oldum. Butik otel, özel villa vs arayanlarda çok oldu.  An itibariyle yazımı noktalıyorum. Ancak bu konuyu sürdürülebilir/lüks turizm kavramının önde gelen saygın temsilcilerinden olan AIDA Turizm YK Bşk Adviye Bergemann ile görüşüp yeniden kaleme alacağım.

Gelecek yazıda görüşmek dileğiyle esen kalın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: