Antik dönemin görkemli limanı ‘Soloi’…

https://www.milliyet.com.tr/yazarlar/hakan-atis/

(16.06.2023)

Hakan Atis

Hititler’den Asurlular’a, Antik Yunan’dan Roma’ya ve daha nice uygarlığa kucak açan Kilikya, bereketli topraklarının her karışı tarih dolu uçsuz bucaksız açık hava müzesi, Adana ve Mersin’de bu cennetin gözdeleridir.’’ Geçtiğimiz aylarda yayımlanan yazıma bu sözlerle başlayıp ‘’Alanya’dan Tarsus’a uzanan bereketli toprakların ve masmavi denizin özenle çizdiği bir harita düşleyin. Gözlerinizi kapatın, kulaklarınızda binlerce yıl öncesinden gelen seslerle birlikte uzun, sırlarla dolu ve görkemli keşif turuna hazır olun’’ diyerek devam etmiştim.

Bu kadim toprakların efsunlu çekim gücü beni hiç yanıltmıyor. Her daim cezbediyor… Yine öyle oldu… Çünkü bu coğrafyanın sahip olduğu arkeolojik değerler binlerce yıldır kuşaktan kuşağa aktarılıyor… Hayranlık uyandırmaya devam ediyor. Sözün kısası, dünya tarihinin sayılı kültür vahalarından olan Türkiye,  sahip olduğu binlerce yıllık görkemli geçmişiyle haklı olarak gurur duyuyor. Bu son derece doğal. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’da deneyimli bürokrasi kadrosu ve köklü kurumsal yapısıyla önemli çalışmalara imza atıyor.

Tarihi ve arkeolojik değerlerine özen ve saygı gösterme konusunda ne yazık ki arzu edilen seviyede olmayan toplumumuzda imza attığı başarılı çalışmalarla umut veriyor. Bu düşüncelerimi gazetecilik mesleğinde 40 yılı geride bırakan bir kişi olarak tarihe not düşüyorum. Yeri gelmişken bakanlık gibi önemli işlere imza atan yükseköğretim kurumlarımız olduğunu da özellikle vurgulamak istiyorum.

Görkemli eser…

Sizleri bu yazımda Mersin Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr.Deniz Kaplan’ın rehberliğinde Soloi-Pompeiopolis’e götüreceğim…Bir başka deyişle tarihin ilk uzay bilimcilerinden Aratos’un doğduğu topraklara… Antik çağların görkemli limanına. Hazır mısınız?

Prof. Dr. Deniz Kaplan

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın öncülüğünde 1999 yılından bu yana gün ışığı ile buluşan antik kentte arkeolojik kazılar Höyük Alanı, Liman Caddesi, Liman ve Aratos’un mezar alanında titizlikle sürdürülüyor. Yolunuz düşerse turunuza Mersin’in ilk sakinlerinin ikamet ettiği Tepecik Sokak’ta bulunan Höyük’le başlayabilirsiniz. 

Neolitik dönemden itibaren burada yaşam olduğu biliniyor. Bölgede M.Ö 1500-1200 dönemlerine yönelik Hitit İmparatorluğu’na ait duvarlar mevcut. Burada binlerce yıl öncesinin sesleri muhteşem bir koro gibi ruhunuza eşlik ediyor.  

Şimdi sözü Prof.Dr.Deniz Kaplan’a bırakıyorum. Kilikia Bölgesi ve Soloi-Pompeiopolis uzmanı olan deneyimli isim şu noktaların altını çiziyor: ‘’Burada örneklerini bölgeden önceden bilmediğimiz pişmiş topraktan yapılmış mimari parçalar, Höyük üzerinde anıtsal yapıların varlığına işaret ediyor. Bunlardan biri Arkaik Dönem’e (MÖ 7-6 yy) ait. Söz konusu yapının megaron formunda bir Yunan Tapınağı olması dikkat çekici. Höyük’ün güney yamacında ise tiyatro bulunuyor. Çok sayıda oturma sırası korunmuş olan yapının Anadolu’daki ilk tiyatrolardan biri olduğu anlaşılıyor. Hatta Büyük İskender, Soloi’u ziyaret ettiğinde bu tiyatroda oyunlar ve törenler düzenlendiği biliniyor.’’

Tarihe tanıklık…

Bu coğrafyanın her yanı ziyaretçilerine ayak izleriyle tarihe not düştüklerini hissettiriyor. Adeta zamanı durdurup hayatın anlamını sorguluyorsunuz. Binlerce yıl öncesine gitmek kolay mı? Elbette değil lakin hayali bile güzel… Kaldığımız yerden devam edelim. Mersin’e dünya çapında şöhret kazandıran Soloi, Romalı komutan Pompeius zamanında yeniden kurulunca günümüzde bilinen adına kavuştu. Bu antik güzellik ve kültürel zenginlik çok sayıda ünlü de yetiştirdi.

Aratos bunlardan biridir. Tarihin bilinen ilk uzay bilimcilerinden olan Aratos, gök olaylarını ‘Phainomena’ adlı eserinde incelemiştir. Mezarı doğduğu antik kent olan Soloi’de bulunuyor. Burada sözü yine uzmanına, akademik yaşamını yöredeki arkeolojik kazılara adamış olan Mersin Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr.Deniz Kaplan’a vermek istiyorum. Doğu Akdeniz’in antik dönemde en büyük limanının Soloi’de olduğuna dikkat çeken Kaplan, sözlerine şöyle devam ediyor: ‘’Liman iki yapay dalga kırana sahip.

Bunların uzunlukları 320, genişlikleri ise 23 metre. Napoli’den pozzalona kireci getirilerek inşa edilen yapı, Anadolu’da bulunan günümüze ulaşmış en iyi antik eserlerden biri olma özelliğine sahip. MS 6 yy’da Antiocheia’daki (Antakya) depremlerinin ardından oluşan dev dalgalar ile (tsunami) işlevini yitiren liman, günümüzde kumlarla kaplıdır.

Tıpkı Yenikapı gibi Soloi Limanı’da bir çok batığa ev sahipliği yapıyor olmalı. Bu bağlamda arkeolojik kazılarla açılmayı bekliyor diyebilirim. Bu gerçekleştiğinde denizcilik ve su altı arkeolojisi, antik batık ve gemi teknolojisi, antik liman mimarisi ve Doğu Akdeniz ticareti hakkında eşsiz bilgiler edinilecektir. Antik Soloi Limanı’na kentin içerisinden uzanan 450 m uzunluğundaki Liman Caddesi ile ulaşılıyor. Kırk iki sütunu ayakta kalarak günümüze gelen bu caddenin genişliği ise 14.5 metre. Kazıların devam ettiği bu alanda İmparator Balbinus, Hygeia, Asklepios, Dionysos ve özel portre heykelleri bulunmuş olup günümüzde Mersin Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir.’’

Önemli isimler…

Değerli okurlar, bu bölge bir yazıyla anlatılamayacak kadar görkemli. Arkeolojik açında da o ölçüde zengin. Bu nedenle doğup büyüdüğü kadim toprakların dünyaca tanınması için yoğun çaba gösteren yörenin has evlatlarından Brezilya Fahri Konsolosu Avukat Cengiz Sönmez’in görüşlerine de yer vereceğim. Ayrıca aydın kişiliğiyle yaşamına yön veren ve ay yıldızlı yüreğiyle ülkesine önemli katkılar yapan TINA (Türkiye Sualtı Arkeolojisi Vakfı) YK Başkanı Oğuz Aydemir’in görüşlerini de aktarmak istiyorum…

Prof. Dr. Murat Barkan

Elbette konunun bilim ayağının vazgeçilmez isimlerinden  Prof.Dr.Deniz Kaplan’ın görüşleri bu serinin en önemli motivasyon kaynağı olacak. Lakin… Ülkemizin sahip olduğu saygın bir kanaat önderi daha var. Ondan söz etmemek haksızlık olur… Türkiye’nin arkeolojik potansiyeli ile uluslararası ortamlarda tanıtılabilmesine yönelik dikkat çekici analizleri olan, iletişim bilimci olarak kamuoyuna ve  Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a rehberlik edeceğine inandığım Prof.Dr.Murat Barkan’ın düşüncelerini de aktaracağım. Esen kalın.

Yorum bırakın

Bir WordPress.com Sitesidir.

Yukarı ↑