
https://www.hafta.com.tr/baltik-denizinin-bilge-sultani-49075
İskandinavya’nın en büyük limanlarından birini gezerken “Denizci millet böyle olunur,” diye düşündüğümü hatırlıyorum. 2023 verilerine göre mavi ekonomiden yıllık 15 milyar dolardan fazla gelir elde eden, kuzeyin sarı-lacivert bayrağıyla tanınan güzel ülkesinden, İsveç’ten söz ediyorum.
(06.05.2025)
Hakan Atis

Hallberg-Rassy, X Yachts, Arcona ve Nimbus Boat gibi dünya çapında ünlü yelkenli ve motor yat markalarına hayat veren İsveç, deniz kültürünün eksiksiz yaşandığı bir ülke. Sarı-lacivert bayrağıyla, ABBA ve Volvo gibi bir döneme damga vurmuş simgeleriyle tanıdığımız bu ülke, yalnızca deniz ticaretinde değil, deniz sporlarında da öne çıkıyor.
Yeri gelmişken İsveç’in küresel deniz ekonomisindeki yerini kısaca anlatmam gerekiyor. Örneğin, dünyanın en büyük Ro-Ro (araç taşımacılığı) filolarından birine sahip. Euronav ve Stena Line gibi dev denizcilik şirketleriyle, tanker ve feribot taşımacılığı alanında dünyanın yıldızlar karmasında kaptanlık yapıyor.

Bunlar tesadüf değil. Çünkü Baltık Denizi kıyısında inci gibi parlayan İsveç, tarih boyunca deniz ticareti ve gemi inşa sanayisiyle dikkat çekici bir ülke oldu. Günümüzde de ihracatının büyük kısmını deniz yoluyla gerçekleştiriyor. Özellikle otomotiv, çelik ve orman ürünleri bu yöntemi tercih ediyor. Dahası, İskandinavya’nın en büyük limanı sayılan Göteborg’a ev sahipliği yapıyor. Bunun anlamını orayı gezerken uzun uzun düşündüm. Gerçekten önemli bir ayrıcalık. Onlar da bunun bilincinde. Yaşamlarının her alanında deniz kültürüne değer veriyorlar.
Bu düşüncelerle oturduğum bir kafede “Bu izlenimlere ne başlık atsam?” diye zihnimi yoklarken aklıma şu geldi: Baltık Denizi’nin bilge sultanı. Çünkü İsveç bu tanımı fazlasıyla hak ediyor. Neden mi? Maviliklerin onlara sunduğu bereketin farkındalar; onu koruyor, ondan keyif alıyor ve bu zenginliği toplumlarına adil biçimde dağıtıyorlar.
İsveç, bu bilinç sayesinde Göteborg, Stockholm, Malmö ve Helsingborg gibi gözde limanlara da gururla kucak açıyor. Üstelik yalnızca taşımacılıkta değil; yat yapımından denizcilik eğitimine, spor organizasyonlarından çevre bilincine kadar her alanda adeta “Biz denizciyiz” diyor. Fazla söze gerek yok.

HEYECAN DALGASI
Söz spordan açılmışken bazı bilgiler paylaşmak istiyorum. İsveç’i abartmadığımı göreceksiniz. Örneğin: Gotland Runt… Resmi adıyla Round Gotland Race, bu yıl tahminen 5 Temmuz civarında start alacak. Geleneksel parkuru; Stockholm takımadalarında yer alan Sandhamn’dan başlayarak Gotland Adası’nın güneybatısındaki tarihi liman Visby’e uzanıyor, ardından aynı rotayla geri dönülüyor. 350 millik bu yarışa gösterilen ilgi her yıl artıyor.
Bitiş süresi, katılımcıların tekne boylarına ve hava koşullarına göre değişiyor; yarış genellikle 1 ila 4 gün sürüyor. Türk yelkencilerinin de dünya sularında olduğu gibi burada da bayrağımızı dalgalandırmasını diliyorum. Bugüne kadar Haluk Karagöz ve Ateş Çınar gibi usta isimlerin Baltık Denizi’nin zorlu sularında çeşitli yarışlara katıldığını biliyorum, ancak Gotland Runt’a katılan bir Türk yelkenciye rastlamadım. Olduysa, benimle iletişime geçmesini rica ediyorum. Öyküsünü dinlemek isterim.

İsveç izlenimlerime dönersek… Bu ülkede denizcilik küçük yaşlardan itibaren öğretiliyor ve vazgeçilmez bir yaşam değeri haline getiriliyor. Örneğin, her yıl 21–26 Haziran arasında kutlanan ve Noel kadar özel sayılan Midsommar Şenliği’nde denizciliğe de mutlaka yer veriliyor. Ülkenin tüm renkleri bu coşkulu etkinlikte sergileniyor. Ayrıca, mavi bilinç eğitim hayatının her aşamasında güçlü biçimde yer alıyor.
GÖRKEMLİ GEÇMİŞ
İsveç’in mavi tarihinde; donanmayı çağa uygun biçimde yeniden inşa eden Kral Gustaf II Adolf’tan (1594–1632), Danimarka’ya karşı yedi yıl süren savaşlarda zaferler kazanan Amiral Jacob Bagge’ye (1502–1577); dünya denizlerini arşınlayan efsanevi denizci Magnus Olsson’dan (1949–2013), ünlü yelkenci ve tasarımcı Pelle Peterson’a kadar onlarca yıldız yer alıyor. Tam anlamıyla bir denizcilik cenneti.
Yazının kıssadan hissesi şu: Türkiye de mavi zenginliği olan şahane bir ülke. Mustafa İhsan Denizaşan’dan Sadun Boro’ya, Haluk Karamanoğlu’ndan Özkan Gülkaynak’a, Ekrem İnözü’nden Osman Atasoy’a kadar nice usta denizcimiz var. Genç kuşakta da umut verici yelkenciler yetişiyor. Ancak önemli olan; siyaset kurumunun ve kamu otoritesinin denizciliği kadim bir kültür olarak sahiplenmesidir.

Amatör denizcilerin yıllardır süregelen; tekne bağlama, kışlama, çekme-atma, pis su kontrolü, yüksek vergiler gibi temel sorunları acilen çözülmeli. Bu engeller kaldırıldığında, mavi başarı öykülerimiz çok daha fazla olacak.
Kuzeyin siyah incisi İsveç, denizcilik alanında güzel bir örnek. Norveç’i yazdım. Sırada Danimarka var. Orayı da ülkeyi avucunun içi gibi bilen kuzenim, usta kaptan Tayfun Erkul’un rehberliğinde yazacağım.
Pruvanız neta, rüzgâr kolayınıza olsun. Esen kalın.
Yorum bırakın