
https://www.hafta.com.tr/mavi-gerdanligin-dogal-serveti-54060
İzmir Körfezi, Batı Anadolu’nun tektonik hareketleri sonucu meydana gelen, günümüzde Afrika ve Avrasya levhalarının çarpışmasıyla oluşan gerilimleri barındıran, buna rağmen son derece güzel ve ekonomik açıdan fevkalade kıymetli bir alan. Bu nedenle, kentin geleceğine ışık tutmak için reformist bir yol haritası çizen ve o yolda kararlılıkla ilerleyen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın öncelikleri arasında yer alıyor.
(19.07.2025)
Hakan Atis
İzmir Körfezi, kente yolu düşenlerin ve Ege’nin incisinde yaşayanların her fırsatta kucaklamaya koştuğu nazlı bir sevgili gibidir. Bostanlı’dan Urla’ya uzanan mavi gerdanlığın dilediğiniz her noktasında keyifle seyredebildiğiniz şahane gün batımları, yaşamın insanlara sunulmuş büyük bir armağan olduğunu düşündürür. Bu hafta, dört kuşağı İzmirli olan kıdemli bir gazeteci olarak doğup büyüdüğüm kentin sembolü sayılan körfezin sahip olduğu doğal zenginlikten söz edeceğim.
Su Ürünleri Yüksek Mühendisi Mehmet İrfan Ataoğuz ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’a paylaştıkları bilgiler için teşekkür ediyorum. İrfan Ataoğuz, İzmir Körfezi’nde bulunan Gracilaria ve Ulva türü yosunların periyodik olarak hasat edilebileceğini belirtiyor.

EKONOMİK DEĞER
Bu yöntemle elde edilen yosunların, kozmetik başta olmak üzere pek çok sektörde hammadde olarak kullanılabileceğini vurguluyor. Alanında deneyimli bir uzman olarak, bu işlemin körfezin su kalitesini zamanla daha da artıracağına dikkat çekerek şunları söylüyor:
“Gracilaria, dünyanın birçok ülkesinde kozmetik, sağlık, hayvan yemi üretimi ve endüstriyel açıdan önem taşıyan Agar adlı maddenin üretildiği türdür.
Ulva ise içeriğindeki yüksek selüloz nedeniyle bazı ülkelerde kâğıt sanayisinden yem üretimine kadar çeşitli alanlarda kullanılmaktadır.
İzmir Körfezi’nde bulunan bu türlerin periyodik hasadıyla elde edilecek yosunlar doğal olarak yüksek ekonomik değere sahip olacaktır. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin körfeze yönelik başarılı çalışmalarını takdirle izliyorum.
Bu doğrultuda ifade ettiğim kişisel görüşlerim uygulanırsa, temel sonuçları ana hatlarıyla şunlar olacaktır: Alg patlamaları zamanla daha da seyrelecek, deniz canlılarının doğal yaşam ortamlarının iyileşmesi sağlanacak, elde edilecek verilerle körfez için uzun vadeli ekosistem restorasyon modeli ortaya çıkacak, koku probleminin çözümüne katkı sağlanacaktır.
İfade ettiğim çalışma yapılacak olursa İZKA’nın yanı sıra Japonya’nın global kuruluşu JICA ve AB fonlarından da projeye mali destek alınması mümkün olabilir.”
TARİHİ YATIRIMLAR

Söz körfezden açılınca, deyim yerindeyse tutkulu bir kent sevdalısı olan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ı da dinlememek haksızlık olur. Gelişmişliğin temel kriterleri arasında sürdürülebilir çevre, güçlü altyapı, sağlıklı ve kesintisiz içme suyu temininin öncelikli olduğunu belirten başarılı isim, yönettiği kentte ve yerel yönetim hizmetlerine önemli katkılarda bulunduğu Karaburun’dan Çeşme’ye, Ödemiş’ten Torbalı’ya uzanan 30 ilçede ciddi yatırımlara da imza atıyor. Bir başka deyişle, Ege’nin incisini kuyumcu titizliğiyle geleceğe hazırlıyor.
Ancak bazen haksız biçimde eleştiriliyor. Yine de şehir için sabırla çalışmaya devam ediyor. Türkiye’de siyasetin kendine has, dar kalıplı yıpratma mekanizması karşısında başarılı bir sabır sınavı veriyor adeta. Onun sakin, güven veren ve üretken duruşu karşısında Arthur Schopenhauer’in “Yalnızlık; zeki beyinlerin, çıkarsızların ve sağduyulu insanların kaderidir.” sözünü anımsıyorum.

Gelelim yatırımlara ve yapılanlara. Haftaya bu konuya devam edeceğim için kısaca özetliyorum: İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin geçtiğimiz yılın Kasım ayında düzenlediği çalıştaya, dünyanın birçok ülkesinden önemli uzmanlar katıldı. Körfezi kentin vazgeçilmez değeri olarak yeniden canlandırmak, bir başka deyişle gelecek kuşaklara daha sağlıklı aktarmak için yapılması gerekenler kısa, orta ve uzun vadeli olarak belirlendi.
Ortaya çıkan Acil Eylem Planı uyarınca ilk iş olarak, Çiğli’de bulunan İleri Biyolojik Atık Su Arıtma Tesisi’nin kapasite artırımı için kollar sıvandı. Böylece, arıtılan su miktarı yüzde 36 artırılarak günlük 820 bin 800 metreküpe çıkarıldı. Çizilen bilimsel yol haritası doğrultusunda, modifiye edilmiş kil uygulamasına yönelik hazırlıklar yapıldı. Bu kilin suyun içinde seyreltilerek alglerin olduğu bölgelere nüfuz ettirilmesine yönelik yapılan deneylerden olumlu sonuçlar alındı.

Kentte çevre ve körfez temizliğine yönelik başarılı çalışmalar yapıldı, halen yapılıyor ve gelecekte de yapılacak. Bu nedenle, Dr. Cemil Tugay’ın “Körfez temizlenene kadar durmayacağız. Hedefe ulaşana dek çalışacağız.” sözü oldukça mühim. Kendisi hayli kararlı. Bu duruşu da istenilen sonuçlara erişilebilmesi için önem taşıyor.
Dr. Cemil Tugay’ı sergilediği vizyoner başkanlık için kutluyor, tüm ekibine A’dan Z’ye başarılar diliyorum. Sözün özü; İzmir Körfezi, aslında ekonomik açıdan da son derece önemli. Bu nedenle, Su Ürünleri Yüksek Mühendisi Mehmet İrfan Ataoğuz’un ve Dr. Cemil Tugay’ın en yakın zamanda bir araya gelerek beyin fırtınası yapmasını diliyorum.
Bu haftalık yazımı noktalıyorum. Tüm denizcilerimizin pruvası neta, rüzgâr kolayına olsun. Esen kalın.
Yorum bırakın