
https://www.ekonomim.com/yazar/hakan-atis/1465
(23.10.2025)
Hakan Atis
Konu ne zaman futboldan açılsa, sarı-lacivertli dostlarım “Bu sezon ne olacak?” sorusunun etrafında buluşuyor. Emin olun, Türkiye’nin gündem maddeleri yazılsa bu konu listenin üst sıralarında yer alır. Gelişmeleri yakından takip ediyorum. Baştan söyleyeyim; FB’li değilim. Hatta puan cetveli ne gösterirse göstersin, her zaman gururla “Beşiktaşlıyım” derim. Kongre üyesiyim ve siyah-beyaz tutkunuyum.
Bu nedenle Fenerbahçelilerin sitemlerini, kaygılarını ve umutlarını iyi anlıyorum. Beklenti çıtaları doğal olarak yüksek. Ancak gazetelerin spor sayfalarında 4 Eylül 2025 tarihinde yer alan bir haberi okuyunca üzülmedim desem yalan olur. Uzun yıllar başarıyla Fenerbahçe başkanlığı yapan Aziz Yıldırım’ın ağır sözleri, ülkemizde eleştiri dozunun ne kadar sert olduğunu bir kez daha gösteriyordu.
Mevcut başkan Ali Koç’a yüklenen ve sezon sonunu beklediğini açıklayan Yıldırım, amacına ulaştığını sanabilir. Oysa bu sert ifadeler, sarı-lacivertli camiada zaten yüksek olan stresi daha da artırdı. O formaya gönül veren tüm dostlarım da bunu söylüyor. Türkiye’nin en büyük spor kulüplerinden birini yöneten Ali Koç’un yaşanan gelişmelere duyarsız kaldığını, sorunlara çözüm bulamadığını veya bulamayacağını düşünmek mantıklı mı? Elbette değil.
Çünkü Ali Koç’un ay yıldızlı yüreğinde vatanı, ailesi ve sarı-lacivert sevdası yazıyor. Gerisi teferruat. Bunu anlamak için beş yıl önce, 3 Temmuz 2020 Cuma günü kamuoyuna sunduğu açıklamayı okumak yeterli.

Tarihe Düşülen Not
Hangi takımın taraftarı, üyesi veya yöneticisi olursanız olun; bazı bölümlerini aynen paylaşacağım bu açıklamayı lütfen dikkatle ve vicdanla analiz edin. Ali Koç, Fener Kumpası Davası’nın 15. celsesinin üçüncü gününde mahkeme heyetine şu sözlerle sesleniyor ve tarihe not düşüyordu:
“3 Temmuz 2011 tarihinde Türk futbolunda sözde temizlik yapılacağı iddiasıyla Fenerbahçe Spor Kulübü’ne, Başkan Aziz Yıldırım’a, yöneticilerine, profesyonel çalışanlarına ve bazı sporcularına yönelik bir dizi operasyon gerçekleştirilmiştir. Bunlar, illegal bir örgütün Fenerbahçe’yi ve futbol camiasını ele geçirmek için gerçekleştirdiği hukuksuz operasyonlardır. Bu durum mahkeme kararlarıyla tespit edilmiştir. Türk sporunun en önemli değerlerinden biri olan Fenerbahçemiz, her aşaması nakış gibi işlenen büyük bir oyunla ele geçirilmeye çalışılmıştır. Operasyon, soruşturma ve yargı süreçlerinin her bir adımı FETÖ’nün hazırladığı senaryoya göre, örgüt üyelerinin kontrolü altında yürütülmüştür. Sürecin en başında dönemin İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü, haddini ve yetkisini aşarak 19 maçta şike ve teşvik primi tespit ettik açıklamasını yapmıştır. Başkanımız Sayın Aziz Yıldırım’ın adresi, henüz ifade dahi vermeden, hastane kontrollerinde ev adresi olarak sanki tutuklu yargılanmasına karar verilmiş gibi Metris Cezaevi yazılmıştır. Kulübümüz, Başkanımız Aziz Yıldırım ve yönetici arkadaşlarımız medya önünde büyük bir linçe uğramıştır. Ülkemizin en önemli değerlerinden biri olan Fenerbahçemiz’e reva görülen haksızlıklar, gün geçtikçe daha da şiddetlenmiştir. Sadece yargı, emniyet ve medya üçgeninde değil; Türkiye Futbol Federasyonu ve UEFA nezdinde uğradığımız haksız tavırlar da senaryonun parçası olarak tarihteki yerini almıştır. Dönemin TFF Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyeleri de Fenerbahçemiz’e karşı yapılan bu operasyonların kimi bilerek, kimi de bilmeyerek parçası olmuştur.
Henüz yargılaması tamamlanmamış, ifadeleri alınmamış durumdayken, polis fezlekesinde her biri sadece ‘iddia olarak’ yer alan tüm belge ve dokümanlar UEFA’ya an be an yazışmalarla rapor edilmiştir.”
Söz Gümüşse, Sükût Altındır
Değerli okurlar; siz bu satırları okuduğunuzda, Fenerbahçe Spor Kulübü’nün kongresi büyük ihtimalle tamamlanmış olacak. Ali Koç ve Sadettin Saran’ın aday olduğu sürecin ayrıntılarına girmeyeceğim. Ancak camiasının “efsane başkan” olarak tanımladığı Aziz Yıldırım’ın 4 Eylül 2025 tarihli sözlerini, 40 yıllık bir gazeteci, sporsever ve iletişimci olarak yadırgadım. Nazik bulmadım.
Görülüyor ki az önce paylaştığım ağır eziyet ve çile yıllarının ardından yeniden irtifa kazanmaya çalışan Fenerbahçe’nin, şampiyonluktan önce birlik ve beraberliğe ihtiyacı var. Öte yandan Ali Koç’u yönetim, liderlik ve vizyon konularında suçlayanlara insaflı ve saygılı olmalarını tavsiye ediyorum.
Yönetim Kurulu Başkan Vekili olduğu Koç Holding’in faaliyet gösterdiği sektörlerde zirvede olduğunu hatırlatmak isterim. Bu durum doğal olarak Ege Bölgesi için de geçerli. Kazanılan tüm başarılarda elbette Ali Bey’in de katkısı ve imzası var.
Bu nedenle Fenerbahçe Başkanı’nı eleştirenlerin “Söz gümüşse, sükût altındır” sözünü ilke edinmeleri gerekir. Uzun lafın kısası; yeşil sahalarımızın en çok ihtiyaç duyduğu şey, centilmenliktir.
Bu gerçeği, ülke genelinde ve yurt dışında nereye gitsem, başta Fenerbahçeliler olmak üzere tüm taraftarlardan sıkça duyuyorum. Yazmam farz olmuştu… Burada noktalıyorum.
Ekim sayımızda yeniden buluşuncaya kadar, esen kalın.
Yorum bırakın