Fötr şapkanın düşündürdükleri ve TOBB’un küresel saygınlığı…

https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/fotr-sapkanin-dusundurdukleri-ve-tobbun-kuresel-sayginligi-79866

(23.05.2026)

Hakan Atis

Kalabalığın toplandığı meydanda, öğle saatlerinde artan heyecan; seçim otobüsünün üstüne çıkan parti görevlisinin salladığı fötr şapkayla doruğa ulaşmıştı. Şaşırtıcı görünen bu durum aslında son derece doğaldı. Çünkü o şapka sıradan bir aksesuar değildi. Sahibiyle özdeşleşmiş, onun sembolü hâline gelmişti.

Bugün gibi hatırlıyorum… Türkiye, 20 Ekim 1991 tarihinde yapılacak genel seçime kilitlenmişti. Siyasetin tansiyonu hayli yükselmiş, liderlerin miting performanslarına bakılarak yurt genelinde adeta siyasi toto oynanmaya başlanmıştı. Sözünü ettiğim şapkanın sembolize ettiği değerler ise koşar adım iktidara yürüyordu. Gazeteci olarak izlediğim mitinglerde ve halkla yaptığım sohbetlerde bunu net biçimde görüyordum.

Yazımın girişinde sözünü ettiğim gün, Aydın’ın nüktedan insanları kendi aralarında “Baba bizi unuttu galiba” diye şakalaşıyor, bazıları ise pes edip alandan ayrılıyordu. Hal böyle olunca parti örgütünün telefonları susmak bilmiyor, yetkililer Süleyman Demirel’in ne zaman geleceğini öğrenmeye çalışıyordu.

Seçim otobüsünde cam kenarındaki koltuğa oturmuş, meydanı gözleyen genç gazeteci ise Türk siyasetinin “Baba” lakaplı liderinin fazla gecikmeyeceğinden emindi. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra Ege’yi kazanılması gereken bir kale gibi gören tecrübeli siyasetçinin, İTÜ yıllarında pekişen mühendis disipliniyle hareket ettiğini ve zamanı iyi değerlendirdiğini biliyordu.

PRATİK ÇÖZÜM

Ancak parti yetkilileri, “İlgi canlı tutulmazsa seçmenler meydandan uzaklaşır” gerçeğini çok iyi bildikleri için telaş içindeydi. Ayaküstü kulisler, coşkulu anonslar, ilçe ve il başkanlarının konuşmaları da beklenen heyecan dalgasını yaratmaktan uzaktı.

İşte tam böyle bir anda, Doğru Yol Partisi kurmaylarının imdadına ünlü fötr şapka yetişti…

Seçim otobüsünün üstüne çıkan merdivenin başında yerimi almış, Süleyman Demirel’in gelişini bekliyordum. Derken partinin anonslarını yapan görevlinin, ünlü fötr şapkayı meydana doğru büyük bir coşkuyla salladığını gördüm. İşte o an deyim yerindeyse kıyamet koptu. İlgi bir anda doruğa ulaşmıştı.

Bir süre sonra da beklenen konuk alana giriş yaptı. Politika satrancının usta ismi Süleyman Demirel konuşmasına başlayınca, meydanda hissedilen coşkuyu dün gibi hatırlıyorum.

Genç bir siyaset muhabiri olarak yaşadığım bu deneyimi hayatım boyunca unutmadım. Çünkü itibarın, zekânın, vizyonun ve liderliğin ne demek olduğunu gösteren tarihî bir örneğe tanıklık etmiştim.

Sadece şapkası bile binlerce kişiyi adeta hipnotize eden, coşkulandıran ve saatlerce ayakta bekleten Ispartalı adamın sırrı neydi?

Bu sorunun yanıtını o gün buldum…

İşin sırrı; itibar, güven, vizyon ve liderlikte saklıydı. Saygı ve rahmetle andığım Demirel, bunların her birini sahaya yansıtan usta bir oyuncu gibiydi.

Değerli okurlar, uzun meslek yaşantım boyunca izlemediğim, görüşmediğim, söyleşi yapmadığım lider neredeyse kalmadı diyebilirim… Örneğin; Recep Tayyip Erdoğan’ın sonuç odaklı liderliğini ve karizmasını, Bülent Ecevit’in halka yakın duruşunu, Necmettin Erbakan’ın nüktedanlığını, Alparslan Türkeş’in sezgisel analizlerini, Turgut Özal’ın öfkesini kolay unutmayan yapısını, Tansu Çiller’in devlet kurallarına mesafeli yaklaşımını, Mesut Yılmaz’ın Karadeniz gibi kendine has tavrını ve Deniz Baykal’ın kafasının arkasında hep başka planlar taşıdığını çok gördüm.

Yaşadıklarım elbette bunlarla sınırlı değil. Türk siyasetinin son 50 yılına damga vuran isimlerin başka özelliklerini de biliyorum. Ancak onlar bu yazının konusu değil.

Evet, şimdi kaldığımız yerden; diğer bir deyişle ünlü fötr şapka örneğinden devam edelim… Onun sahip olduğu tılsım, aslında sahibinin kamuoyunda yarattığı güven, sergilediği vizyon ve liderlikte gizliydi.

SAYGINLIK SEMBOLÜ

İşte bu nedenle geçtiğimiz günlerde, Dumlupınar Bulvarı’nda güzel başkentimizi gururla selamlayan modern kuleleri görünce sizlerle paylaştığım anım aklıma geldi. Fötr şapkanın simgelediği değerleri yeniden hatırladım.

O an, gördüğüm dev kulelere hayat veren Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin de ülkemiz için çölde bir vaha gibi olduğunu düşündüm.

Sahip olduğu evrensel kültürü ve prestiji, adeta Mimar Sinan ustalığıyla küresel ölçekte inşa eden TOBB Yönetim Kurulu Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nun Türkiye için taşıdığı değeri ve önemi bir kez daha anladım.

Bu nedenle bazı çevrelerin kendisine yönelik sığ ve çiğ siyasi sataşmalarının ne kadar anlamsız olduğunu her fırsatta dile getiriyorum. Bunu kararlılıkla vurgulamaya devam edeceğim. Çünkü Türkiye, değerlerine sahip çıkmayan vasat bir ülke olmamalı.

GURUR TABLOSU

Şimdi arkanıza yaslanın ve yazımın bundan sonraki bölümünü dikkatle okuyun. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin, Yönetim Kurulu Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu liderliğinde hangi başarılara imza attığını kısaca öğrenin. Hazır mısınız? Başlıyorum…

TOBB, onun yönetiminde kurumsal saygınlığını yalnızca yurt içinde değil, küresel ölçekte de zirveye taşıdı. Türkiye bugün “Eurochambres” ve International Chamber of Commerce Dünya Ticaret Odaları Federasyonu gibi güçlü ve belirleyici kurumlara yön veren kanaat önderleri arasında yer alıyorsa, bunda TOBB’un ve ona liderlik eden Rifat Bey’in büyük payı bulunuyor.

Bu gurur tablosu oldukça uzun. Merak edenlerin TOBB Resmî İnternet Sitesi adresini takip etmelerini öneriyorum.

Uzun lafın kısası; TOBB Yönetim Kurulu Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nu, SHOW TV Ankara Temsilcisi olarak görev yaptığım dönemde tanıdım. Aradan neredeyse 25 yıl geçti. Hafızamda her zaman ciddi, güvenilir, sağduyulu, vizyoner ve ay-yıldız yürekli bir Türkiye sevdalısı olarak kaldı. Kendisini tanımış olmaktan daima onur ve mutluluk duyuyorum.

Sözün özü; Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, dünya çapında saygınlığa sahip önemli kurumlarımızdan biri olarak ülkemizi başarıyla temsil ediyor. Bu geniş ve değerli ailenin tüm mensuplarını ve üyelerini Edirne’den Kars’a, Trabzon’dan Antalya’ya kadar saygıyla selamlıyorum.

Son olarak şunu da vurgulamak istiyorum: Ekonomide elbette ağır sorunlarımız var. Bunlar zaman zaman nefes kesiyor. Ancak geleceğe yönelik iyimserliğimi koruyorum. Ülkeme, iş dünyamıza ve emekçilerimize güveniyorum.

Bu nedenle, 15 Mart 1950 tarihinde açılış kurdelesi kesilen Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin tüm üyelerine; işlerinin Ege’nin bal incirleri gibi bereketli olacağı güzel yıllar diliyorum.

Nasıl Bir Ekonomi Ege’nin Haziran 2026 sayısında yeniden buluşmak üzere, esen kalın.

Yorum bırakın

Bir WordPress.com Sitesidir.

Yukarı ↑