Balıkçılığın yıldız ülkesinin manevi “Kutup Yıldızı”…

https://www.ekonomim.com/yazar/hakan-atis/1465

(16.04.2026)

Hakan Atis

Diğerleri yer değiştirirken o, kendine has görkemi ve hayranlık uyandıran bilgeliği sayesinde kuzeydeki yerini koruyor. Zamanın sonsuzluğunda kadim denizcilik kültürünün manevi pusulası olmayı sürdürüyor. Bir başka deyişle, binlerce yıldır yön göstericiliğiyle insanlara rehberlik ediyor. Hırçın denizlerin dalgaları ne kadar sert olursa olsun her zaman güven veriyor, yol gösteriyor; gönüllü müfrezeler gibi yardıma koşuyor.

Bu satırları Karaburun’un saklı cennetlerinden birinde verdiğim kahve molasında not ediyorum. Gazeteciliğe başladığım 1983 yılından bu yana cebimden eksik etmediğim not defterim ve kalemim bana gönüllü yoldaşlık ediyor. Aklımdan geçen sözcükleri ıskalama derdim yok. İçim rahat. Bunu değerli hocam, meslek ustam ve efsane rektörüm Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen’e borçluyum. Tavsiye ettiği günden bu yana eksiksiz uyguluyorum.

Günümüzde teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, duygu ve düşüncelerimi ak kâğıdın koynuna yazmak bana daha sıcak geliyor. Lacivert sulara hâkim bir tepede etrafı seyrederken aklımdan bunlar geçiyor. Manzara her zamanki gibi muhteşem. Gemiler açıkta usulca arz-ı endam ediyor. Önümde uzanan koyu lacivert sular, aşırılıktan uzak; yelkencilere keyif verecek ölçüde dalgalı.

Kuzey ülkelerinin usta kaptanı, sevgili kuzenim Tayfun Erkul’la bizim denizleri Delfin’in dümen suyunda bıraktığımız keyifli zamanlar ve yunuslar gözümün önüne geliyor. O an, yaşadığımız coğrafyanın mavi düşler ülkesi olduğunu daha iyi anlıyorum.

Bulunduğum noktaya yol alırken gördüğüm modern balık üretim tesisleri ise beni zaman tünelinde bir yolculuğa çıkarıyor. Deniz ülkesini balıkçılıkla tanıştıran iş dünyasının “Kutup Yıldızı” Selçuk Yaşar’ı saygı, özlem ve rahmetle anıyorum.

Antik Yunan filozofu Eflatun (Platon), bilgeliği “ideaların bilgisine dayalı, akıl yoluyla ulaşılan ve doğru yargılarda bulunmayı sağlayan erdem” olarak tanımlarken onu resmetmiş diye düşünüyorum. Çünkü uzun yıllar danışmanlığını yaptığım merhum Selçuk Bey de ülkemizde yeniliklerin öncüsü olmuş; yaşamı boyunca aklın ve bilimin rehberliğinde ilerlemiş, bilgelik seviyesine ulaşmıştır.

Bu nedenle her fırsatta yürekten tekrarladığım bir görüş, kalemimden beyaz sayfaya doğru akıp gidiyor: Biliyorum ki o, iş dünyasının Kutup Yıldızı’dır ve hep öyle kalacaktır. Nedenini birazdan anlayacaksınız.

İLKLERİN MİMARI

Sayın Selçuk Yaşar

Yarımada yolunda gördüğüm modern balık üretim tesislerinin benzerlerine geçmiş yıllarda Yunanistan ve İspanya kıyılarında da tanık olmuştum. O dönemde Türkiye’de sektöre yönelik algı ne yazık ki hak ettiği seviyede değildi.

Selçuk Bey’in ufkun ötesini sezen ve gören vizyonu sayesinde ülkemize kazandırılan balık yetiştiriciliği, günümüzde gurur verici seviyelere ulaştı. Bu sadece benim görüşüm değil.

Sektör raporlarında, 2023 yılında levrek ihracatından elde edilen gelirin 500 milyon doların üzerinde olduğu ifade ediliyor. T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2024 yılı su ürünleri istatistiklerinde ise denizde yetiştiricilik yöntemiyle 165.055 ton levrek, 155.279 ton çipura üretildiği vurgulanıyor.

Sektör kaynaklarına göre Türkiye’nin 2024 yılında İngiltere’ye gerçekleştirdiği levrek ihracatından elde ettiği döviz geliri 126 milyon dolar seviyesinde. Aynı yıl İtalya’ya yapılan çipura satışından sağlanan gelir 100 milyon doları buluyor.

Geçtiğimiz yıl Rusya, Hollanda ve Yunanistan başta olmak üzere birçok ülkede, Türkiye’de modern yöntemlerle yetiştirilen balıklar ve diğer su ürünleri güvenle tüketildi. Örneğin 2023 yılında levrek ihracatı 517 milyon, çipura ihracatı 418 milyon dolar seviyesindeydi. 2024 yılında ise sektörün performansı daha da arttı: levrek 570 milyon, çipura 508 milyon dolara ulaştı.

Uzak olmayan bir gelecekte dünya genelinde protein ihtiyacı maksimum seviyeye ulaşacak ve tıpkı su gibi stratejik bir önem kazanacak. İşte o zaman Türkiye’nin başarıyla sürdürdüğü su ürünleri üretiminin ne kadar kritik olduğu çok daha iyi anlaşılacak.

GURUR TABLOSU

Böylesine önemli bir tablo içinde, her zaman saygı ve rahmetle andığım Selçuk Yaşar’ın temellerini attığı balık yetiştiriciliği sektörü geçen yıl da zirvedeydi. Örneğin levrek ihracatı 666 milyon, çipura ihracatı ise 585 milyon dolar seviyelerine ulaştı.

Rakamlar deyim yerindeyse üç aşağı beş yukarı değişebilir. Bunun önemi yok. Önemli olan, sektörün ortaya koyduğu uluslararası başarıyı doğru okuyabilmek ve takdir edebilmektir.

Selçuk Bey, uzun yıllar önce geleceği görerek önemli adımlar atmaya başlamıştı. Kendisinden aldığım ilhamla bazı çalışmalarımızı kitaplaştırmış ve devletin en üst kademelerine ulaştırmıştım. Genç yöneticiler için hayat dersi niteliğinde pek çok anı biriktirdik. Sektörün sorunlarını aşarken son derece olumlu geri dönüşler aldık.

Bu nedenle şunu net olarak ifade ediyorum: Günümüz Türkiye’sinde balık üretiminden ve ihracatından söz edilebiliyorsa, bu başarının mimarı bellidir. Sektör bu durumu Selçuk Yaşar’ın vizyonuna, kararlılığına, çalışkanlığına ve memleket sevdasına borçludur.

Yazımı noktalıyorum… Ömürlük sevdamız olan güzel ve güçlü ülkemiz, gelecekte daha nice sektörde belirleyici rol oynayacak. Buna yürekten inanıyorum.

Selçuk Bey de zamanın ötesini gören bilgeliğiyle iş dünyasının “Kutup Yıldızı” olmaya devam edecek ve girişimciler için her zaman bir referans noktası olacaktır.

Aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyorum.

Ruhu şad, mekânı cennet olsun. Nisan sayımızda yeniden buluşmak üzere, esen kalın.

Yorum bırakın

Bir WordPress.com Sitesidir.

Yukarı ↑